Suudi Arabistan'da gerçekten neler oluyor?

İçinde Suudi Prenslerden birinin de bulunduğu bir helikopter düşürülüyor, helikopterden kimse sağ çıkamıyor.

07 Kasım 2017 - 13:35 - Güncelleme: 07 Kasım 2017 - 13:44

Kanal7 Ankara Temsilcisi ve Haber7 yazarı Mehmet Acet, S.Arabistan'da yaşanan son gelişmelerin arka planını kaleme aldı.

Yemen’den binlerce kilometre uzaktan gönderilen bir balistik füze, Riyad’a düşmek üzereyken havada imha ediliyor. (Gerçekten böyle bir şey oldu mu emin değilim ama böyle açıklandı.)

-İçinde Suudi Prenslerden birinin de bulunduğu bir helikopter düşürülüyor, helikopterden kimse sağ çıkamıyor.

-Lübnan Başbakanı Hariri, ülkesinden ayrılıp Riyad’da vardıktan sonra orada bir açıklama yapıp “Babama yaptıklarının aynısını bana da yapmak istiyorlar, hayatım tehlike de” deyip görevinden ayrıldığını söylüyor.

Ve aynın gece, bombanın büyüğü patlıyor.

-Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın direktifiyle onlarca eski, yeni bakan, eski Kralların oğulları olan Prensler göz altına alınıp 5 yıldızlı bir otele kapatılıyor.

Aramızda, bütün bunların aynı gün olduğunu öğrendikten sonra, bu olup bitenleri birbirinden bağımsız gelişmelermiş gibi düşünecek kadar saf olanımız var mı?

Suudi Arabistan’ı iyi tanıyan bir arkadaşımın tespitleri üzerinden ilerleyelim:

“Bu ülkenin iki temel direği var.

1-Binlerce üyesi bulunan Suudi ailesinin iç bütünlüğü.

2-Vahhabilik üzerine oturan dini otoritenin gücü.”

PEKİ ŞİMDİ NE OLUYOR?

“32 yaşındaki genç Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, bu iki direğe de savaş açmış durumda.”

O halde bu ne demek?

Yeni bir ruh üzerine yeni bir devlet kurmak gibi bir şey demek.

1 gece de yaşanan yukarıda sıraladığım hadiseler zincirinin yorumuna gelince.

Benim kişisel değerlendirmem şu:

Diğer hadiseler, Veliaht Prens’in aile içi temizliği daha rahat yapabilmesi için kendisine omuz veren aktörler tarafından zaman ayarlı bir şekilde devreye sokulmuş görünüyor.

Karşımızda tam anlamıyla istihbarat gücüyle devşirildiği izlenimi veren senkronize olaylar zinciri var.

Yemen’den gelen balistik füzenin Riyad üzerinde oluşturduğu korku iklimi, veyahut bir aile üyesinin düşen/düşürülen bir helikopterde hayatını kaybetmesi, büyük ‘yolsuzluk operasyonunda’ direnme ihtimali bulunan diğer aile üyeleri üzerinde nasıl bir psikolojik travma bırakmıştır acaba?

Veliaht Prens temizlik harekatı yapacakken ona omuz vermek isteyen ‘akıl vericiler’ bunun uygun bir iklimde gelişmesi için şartları oluşturmuş olamazlar mı?

Belli ki, bugüne kadar genellikle 70 yaş üstü Krallar tarafından yönetilen Suudi Arabistan’da 30 yıl boyunca iktidarda kalması hedeflenen 32 yaşındaki Veliaht Prens için bir mıntıka temizliği yapılıyor.

Tabi, ışıklı kürenin içinden daha neler çıkacağını bu mıntıka temizliği yapıldıktan sonra göreceğiz.

ANKARA’NIN İTİDALLİ TUTUMU

Peki, Türkiye Suudi Arabistan’daki bu gelişmelere karşı nasıl bir tutum sergileyecek?

Şunu söyleyebilirim:

‘Çıkacak ürün’ konusunda ciddi endişeler olsa da, itidalli tutum devam edecek gibi görünüyor.

Olayın patladığı sıcak saatlerde bir televizyon kanalında konuşan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın ilk beyanatı tepki koymak biçiminde değil, durum tespiti mahiyetinde oldu.

Şöyle dedi Kalın:

“Zihniyet yapısı nasıl değişecek, bununla ilgili adımlar atmaya çalışıyorlar. Bir tarafta yeni bir kral ve sonrasıyla ilgili bir takım siyasi düzenlemeler yapılıyor. Bir 2030 vizyonu var. Böyle bir sürü konuları var. Umarız Suudi Arabistan'ın barışına katkı sağlayacak bir süreç yaşanır burada.”

Bu tutum, Ankara’nın bir süre daha Suudi Arabistan’daki gelişmelere müdahil olmadan, tepki vermeden ihtiyatlı bir şekilde hareket edeceğinin bir işareti olabilir.

Böyle bir tutum alınmasında şu an için sayısız faydalar olduğunu da belirtmek lazım.

5 Haziran’da Katar’a yönelik darbe girişimi sırasında akıllıca bir yaklaşım sergileyen Ankara, Katar’ı yedirmemekle birlikte ‘hakemlik rolünü’ başarıyla oynayarak krizin derinleşmemesine ciddi katkı da sağlamıştı.

Bu son gelişmelere dönük olarak da sükunet telkin eden, yapıcı bir tutum sergilenmesi yine büyük önem taşıyor.

Bununla birlikte bu meselenin ileriye dönük ciddi alt üst oluşlara, bölgesel savaşlara sürükleyici riskler taşıdığını akılda tutmak lazım.

Ortadoğu’da Pandoranın kutusu açıldığı zaman, o kutunun içinden iyi şeyler çıktığı pek görülmemiştir, o yüzden.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
NATO çatılı Haçlı ittifak neden korkuyor?
NATO çatılı Haçlı ittifak neden korkuyor?
Ricci'nin mesajı;Bunu söyleyen Amerikalı çok!
Ricci'nin mesajı;Bunu söyleyen Amerikalı çok!