• Reklam
“Kitap kelimesinin yanına ‘sektör’ü ekleyenlere sormak...

“Kitap kelimesinin yanına ‘sektör’ü ekleyenlere sormak lazım”

Yayınevleri son zamanlarda ekonomik dengeler sebebiyle pek nefes alabilir durumda değiller. Okunan kitap sayısını da düşünürsek işleri daha da zorlaşıyor. Sözü, bu konuda son 4 yıl içinde okurlara sunduğu kitaplarla dikkat çeken yeni bir yayınevine, Tefrika Yayınları’na bırakıyoruz…

05 Ağustos 2018 - 00:53

“Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Yani doğada var olanlar arasında en rezilini… Sizde her şey planlı ve sıkıcı. Peçete şuraya, kravat oraya… Affedersiniz, lütfen, teşekkürler! Hayat bu değil! Gerçek yaşam bambaşka. Bütün bu davranış biçimleri işkenceden başka bir şey değil. Çarlık döneminde yaşamıyoruz ki!” 

 

Bu cümleleri sarf eden, Mihail Afanasyeviç Bulgakov’un 1925’te yazdığı “Köpek Kalbi” adlı kitabının kahramanı olan sokak köpeği Şarik… Benzerleri gibi sansüre takılıp ancak 1968’de, ABD’de basılma imkanı bulan kitap; Rusya’daki okurlarına ise 1987’de ulaşabilmiş ve 1988’de de Sobache Serdtse adıyla sinemaya uyarlanmış. Doktorluğu bırakıp kariyerine yazar olarak devam eden Bulgakov’un, kaleminden para kazanamayan diğer pek çok yazar gibi ömrünün kalanını maddi sıkıntılar içinde geçirdiğini söylemeye gerek yok sanırım.

Mevzuya inceden giriş yaptık, zira röportajın öznesi; bu kitabı okurlarıyla buluşturan Tefrika Yayınları… Dünya gündemi ortadayken, her zaman olduğu gibi nefeslik alanımızı edebiyattan yana kullanabiliriz diye düşündük ve soluğu genç yayınevlerinden biri olan Tefrika Yayınları’nda aldık. Ve; “Kolay okunan kitap” tanımı hakkında tartışabiliriz. Biraz okurla da alakalı bir durum kolay okuma işi, hatta belki çeviriyle, editörle... ‘Önemli olan insanların okuması’ diyenlerden değilim kesinlikle. Okuma eyleminin tek başına bir anlam ifade ettiğini düşünmüyorum. İnsanlar okumalı, okuduklarını anlamalı ve kendi hayatlarına yansıtmalılar. Yemek gibi; sadece yerseniz kilo alırsınız. Yediklerinizi enerjiye dönüştürmelisiniz” diyen Tefrika Genel Yayın Yönetmeni Önder Yetişen ile Tefrika’nın kitap kokan kafesinde bir söyleşi yaptık.

“Hayal etmek bir başlangıçtır”

• “Dünya'nın gördüğü her büyük başarı önce bir hayaldi, en büyük çınar bir tohumdu, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi” sözünün sahibi Edgar Allen Poe, ‘sadece görünmeyen şeyler gerçektir’ diyerek aslında bir nevi pek çok sorunun da cevabını vermiş oluyor. Sizce?

Katılmakla beraber şunun da mutlaka eklenmesi gerektiğini düşünüyorum: Hayal etmek veya istemek çok önemlidir, fakat istediğiniz şey için mutlaka ne yapmanız gerektiğini bilmeli ve yapmalısınız. Aksi takdirde istemek veya hayal etmek büyük mutsuzluklara neden olabilmekte... Bazı insanlar istemezler mesela veya hayal etmezler; gerçekler o kadar baskındır ki bazen insanların hayal etmesine müsaade etmeyebilirler. Böyle durumlardan yine hayal kurarak kurtulabiliriz. Bu nedenle, hayal etmek bir başlangıçtır ama yalnızca başlangıç. Gerçeğe dönüşmesi için hayalini kurduğunuz şeye ulaşmak adına yapmanız gereken ne varsa “öğrenmeli veya bilmeli” ve (asla kendinizi kandırmadan) yapmalısınız.

• Dört yıl önce Tefrika macerası nasıl başladı?

Tercih meselesi diye basitçe özetleyebiliriz aslında. Biz kitabın farklı noktalarından bir araya gelmiş bir arkadaş grubuyuz. Birlikte keyif alarak ve sevdiğimiz şeylere özenerek, sevmediğimiz şeylerden de uzak durmaya çalışarak bir şeyler yapmaya başladık, aynı şekilde devam ettirmeye çabalıyoruz.

• John Ruskin “Bütün kitapları ikiye bölmek mümkündür, bugünün kitapları ve bütün zamanların kitapları” diyor. Bu cümleden yola çıkarsak Tefrika’nın kitaplarını nasıl tanımlarız?

Bu tespit kitap için çok önemli. İnsanlar da öyledir çünkü; bugünün insanları ve bütün zamanların insanları. Kalıcı olabilmek kitap için çok önemli. Sadece kitap için de değil aslında, yaptığınız her ne olursa olsun kalıcı olmasını sağlayabilmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

“Çabaladığımız durum sade ve basit olmak”

 

• Son yıllarda okunan kitaplarda bir değişiklik oldu mu? İnsanlar artık kolay okunan kitapları tercih ediyorlar deniyor, sizce?

“Kolay okunan kitap” tanımı hakkında tartışabiliriz. Biraz okurla da alakalı bir durum kolay okuma işi, hatta belki çeviriyle, editörle... “Önemli olan insanların okuması” diyenlerden değilim kesinlikle. Okuma eyleminin tek başına bir anlam ifade ettiğini düşünmüyorum. İnsanlar okumalı, okuduklarını anlamalı ve kendi hayatlarına yansıtmalılar. Yemek gibi; sadece yerseniz kilo alırsınız. Yediklerinizi enerjiye dönüştürmelisiniz.

• Yılda kaç kitap yayınlıyorsunuz? Yayın politikanızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Henüz yeni sayılabilecek bir yayınevi olduğumuzdan (4 yıl) bu konudaki istatistiğimiz değişken bir sonuç ortaya koyuyor maalesef. Ama en azından önümüzdeki yıl için söylemek gerekirse bazıları halihazırdaki dizilerin devamı olmakla birlikte üzerinde çalıştığımız 40 kitap civarında kitap bulunmakta. Yayın politikamız hakkında kısaca şöyle diyebilirim: Ne hazırlarsak hazırlayalım, mutlaka başarmaya çabaladığımız durum sade ve basit olabilmek.

• Yeni yazarların ilk kitaplarını basmak konusundaki yaklaşımınız nedir?

Yeni yazar eğer eski okursa yaklaşımımız imkanlarımız el verdiği ölçüde sıcak. Fakat yazmanın cazibesi bazen insanları yazmak için önemli olan durumların başta geleninden alıkoyabiliyor: Okumak.

• Dünyadaki ve yaşadığımız coğrafyadaki ekonomik hemhaller yayımevlerini nasıl etkiliyor?

Ekonomik durum ve kitabı yan yana getirmeyi hiç istemiyorum açıkçası. Okurun durumu neyse yayınevinin durumu da ona paralellik gösteriyor. Belki çok klişe gelebilir ama kitap bir zevk nesnesi değildir; ihtiyaçtır. Zarureti kişiden kişiye değişiklik gösterir mutlaka ama kesinlikle bir ihtiyaçtır. Burada tercihler devreye giriyor. Dünya için veya ülkemiz için böyle bir tartışma konusunun olduğunu düşünmüyorum. Kitap okumanın ne demek olduğunun farkına varabilmiş insanlar için ekonomi dışarıda kalan bir konu bence.

“İyi şeyleri görebilmek için çok derin kazmak zorundayız”

• Dünyadaki edebiyat alemini yorumlamak gerekirse; Tefrika olarak neler söylemek istersiniz?

Dünyada ve Türkiye’de edebiyat ve diğer birçok sanat dalı için hoşnut olmadığımız bir durum var açıkçası: Ana akım. Çok çirkin bir tanım ve sanat dallarıyla bir araya geldiğinde ne kadar estetik gösterilmeye çalışılırsa çalışılsın çirkinliği gizlenemiyor. Bu yüzden iyi şeyleri görebilmek için çok derin kazmak zorundayız. Gerçi her zaman çabalanmadan elde edilen şeylerin kıymetinin bilinmediğini düşünürüm. Bu nedenle bu durumun ayrı bir güzelliğinin olduğunu da söylemeden geçmeyeyim.

• Edebiyatın ve kitapların sizin hayatınızdaki anlamı nedir?

Herhangi bir kutsiyeti olmamakla birlikte dokunduğumda keyif aldığım nesne ve kavramlar diyebilirim.

• Pek çok ‘popüler dergi’ ortaya çıkıyor; okumaya teşvik ediyor diyen de var, edebi mahlada içeriği boşaltılıyor diyen de, zira karşılığı da sosyal medyada tek cümleyle paylaşımlara düşüyor. Bir yayımevi olarak ne söylemek istersiniz?

Kitap kelimesinin yanına “sektör”ü ekleyenlere sormak lazım.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
AKP ile MHP arasında yaşanan İttifak çatladı
AKP ile MHP arasında yaşanan İttifak çatladı
Kaşıkçı cinayetinde senaryolar ve gerçekler
Kaşıkçı cinayetinde senaryolar ve gerçekler