• Reklam
Başbakan 302 ile Direksiyon Salladı

Başbakan 302 ile Direksiyon Salladı

11 Ocak 2018 - 09:13 - Güncelleme: 11 Ocak 2018 - 09:25

..

 

Başbakan Yıldırım, "Gönül Dağı"na konuk oldu

Başbakan Binali Yıldırım, "İnsan bir eser meydana  getirdiği zaman, bir hizmeti yaptığı zaman bütün yorgunluklarını unutuyor. Mesela  geçtiğimiz Osman Gazi Köprüsü 50 sene Türkiye'nin gündeminden düşmeyen, bir türlü  yapılamayan bir köprüydü. Şimdi bu köprüyü de Allah'a şükür yaptık, ne kadar  büyük kolaylık oldu. İnsanlar buradan, İstanbul'dan Bursa'ya 45 dakikada  gidiyorlar, iskender yiyip geliyorlar." dedi.

 

Başbakan Yıldırım, TRT 1 ve TRT Haber ortak yayınında ekrana gelen  "Gönül Dağı" programının özel bölümünde, Hollandalı Wilcovan Herpen'in konuğu  oldu.

 

Herpen'in, annesi hasta olduğunda Hollanda'ya gittiğini ve zor  zamanlar yaşadığını belirtmesi üzerine Yıldırım, "Anam çok genç yaşta öldü,  1971'de annem vefat etti. Yüksek tansiyondan felç geçirdi ve hayatını kaybetti."  diye konuştu.

Herpen'in, büyük ağabey olarak zorlanıp zorlanmadığını sorduğu  Başbakan Yıldırım, "Zorluğu var tabii. Kardeşlerimin hemen hemen tamamına ben bir  anlamda babalık yaptım. Onların büyümesi, iş, güç sahibi olması, evlenmeleri  falan, o işleri hep biz yaptık yani. Aile bağları çok güçlü bir aileyiz. Hala  bütün kardeşlerimiz, onların çocukları, onların torunları hep zaman zaman bir  araya geliriz, geniş bir aileyiz. Bayramlarda falan toplandığımız zaman 500 kişi  oluyor. Ben de mutlaka en az bir sefer memleketime giderim, sıla-i rahim yaparım.  Onu yapmadım mı çok rahat edemiyorum." yanıtını verdi.

İlk araç olarak otobüs aldıklarını ifade eden Yıldırım, o dönem  üniversitenin son senesinde olduğunu ifade etti.

Wilco van Herpen'in, "Çünkü para lazım, siz o zaman, o dönemde iş  olarak ne yaptınız?" sorusunu Yıldırım, "Babam iyi bir celepçidir, sonra  otobüsçülükten de biraz para kazandık. Daha sonra taksicilik yaptık." şeklinde  yanıtladı.

Herpen de, "Onu da yaptı, yok yok ya sizde." demesi üzerine Yıldırım,  "İstanbul'da ticari taksimiz vardı 2 tane 80'li yıllarda. Sonra onu da sattık,  oradan da para kazandık. Bu sefer parke imalatçılığı yaptık, ahşap parke,  binaların altına seriliyor ya. Sonra da denizcilik işine girdik. Tersanede  çalıştım, serbest çalıştım." diye konuştu.

Herpen'in, ulaşımın sürekli içinde olduğunu belirttiği Yıldırım,  "Tabii, üniversiteyi de ben denizcilikle ilgili bölümde okudum, İstanbul Teknik  Üniversitesi Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi'nde okudum. Ben denizciyim,  mesleğim denizcilik. Ulaşım işi oradan geliyor." değerlendirmesini yaptı.

Eski günleri özleyip özlemediği sorulan Yıldırım, "Tabii. Orada  sorumluluklarınız biraz daha az. Kendinize, ailenize daha çok zaman  ayırabiliyorsunuz. Ama şimdi burada daha geniş, bütün memleketin sorunları,  vatandaşların sorunları, her şeyle ilgilenmeniz gerekiyor, sıkıntıları çözmeniz  gerekiyor, vatandaşın beklediği hizmetleri yapmanız gerekiyor. Tabii zor ama bir  o kadar da onurlu bir iş. İnsan bir eser meydana getirdiği zaman, bir hizmeti  yaptığı zaman bütün yorgunluklarını unutuyor. Mesela geçtiğimiz Osman Gazi  Köprüsü 50 sene Türkiye'nin gündeminden düşmeyen, bir türlü yapılamayan bir  köprüydü. Şimdi bu köprüyü de Allah'a şükür yaptık, ne kadar büyük kolaylık oldu.  İnsanlar buradan, İstanbul'dan Bursa'ya 45 dakikada gidiyorlar, iskender yiyip  geliyorlar." ifadelerini kullandı.

"Bizim Cumhurbaşkanımız da kokoreci sever"

Başbakan Yıldırım, kokoreç sevip sevmediğini sorduğu Wilco van  Herpen'in çok sevdiğini ifade etmesi üzerine, "Müthiş bir şey. Ben orta-lise  eğitimimi Kasımpaşa'da yaptım, Kasımpaşa'nın meşhurdur kokoreci. Bizim  Cumhurbaşkanımız da kokoreci sever. Belki bir gün Cumhurbaşkanımızla da program  yaparsın." dedi.

Bunun üzerine Herpen, Türkiye'de çok güzel yemekler olduğunu  belirterek, bir hazine gibi bitmediğini söyledi.

Yıldırım da Türkiye'nin çok güzel bir ülke olduğunu, aynı anda dört  mevsimin yaşandığını kaydetti.

Yıldırım'ın, kızının Türkiye'de dünyaya gelip gelmediğini sorması  üzerine Herpen, "Evet evet,Şişli’de. Çok güzel, iyi ki Gonca'yı buldum  gerçekten, iyi ki buldum." dedi.

"Siz eşinizle nasıl tanıştınız?" şeklindeki soruyu Başbakan Yıldırım,  şöyle yanıtladı:

"Biz aynı köyden akrabayız. Eşim emekli öğretmen. Şöyle, biz amcazade,  yani eşimin babasıyla benim babamın babaları kardeş çocukları, üçüncü kuşaktan  akrabayız. Dolayısıyla birbirimizi tanıyorduk. Ben üniversitedeyken evlendim."

Yıldırım da Herpen'e, "Zor oldu mu senin, nasıl oldu evlenmeniz,  yadırgadılar mı Gonca Hanımın annesi-babası?" diye sordu, Herpen de, "Yok, hiçbir  sıkıntı yok. Şöyle bir şey var, ilk gördüğünde benim işim yok, yeni tanıştık."  dedi.

Yıldırım da esprili bir şekilde, "Dediler ki ya işsiz güçsüz adam."  demesi üzerine, Herpen, "Aynen, baba aynı söyledi, yani 'Gonca sen ne  yapıyorsun?" ifadelerini kullandı.

Başbakan Binali Yıldırım yine esprili bir şekilde, "Kardeşim, bir  baltaya sap olamadın mı filan' dediler öyle mi? Ya işi yok, gücü yok, kızım başka  birini bulamadın mı filan mı dediler? Dolayısıyla vermek istemediler mi?" diye  sorması üzerine, Herpen, "İlk birkaç ay evet. Aynen öyle, evet. Bana söylemedi,  Gonca'ya söyledi. Ama sonra televizyon programına başladık, ooo, sonra havalı  oldu, tamam yani, damadımız bu işi yapıyor filan, 180 derece böyle değişti  fikirler. Düğün de güzeldi." dedi.

Herpen, Yıldırım'ın sorusu üzerine düğünü İstanbul'da yaptıklarını  söyledi.

Herpen'in de Yıldırım'a, "Siz muhtemelen bir köy düğünü yaptınız."  demesi üzerine Yıldırım, "Yok, İstanbul'da yaptık, normal nikah yaptık,  bildiğimiz nikahlar oluyor ya nikah dairesinde, onlardan yaptık. Ama nişanlar,  kınalar, onlar ayrıca yapıldı tabii. Köy düğünleri çok daha farklıdır, üç gün  sürer, beş gün sürer, bir hafta sürer." ifadelerini kullandı.

Yıldırım, yollarda konaklama tesisleri olduğunu, en lezzetli  yemeklerin de tırcıların, kamyoncuların durduğu yerlerde bulunduğunu söyledi.

Yemek yapıp yapmadığı sorulan Yıldırım, "Yemek yapıyorum, yaparım.  Eskiden tabii çok daha yapardım ama şimdi pek zamanım olmuyor. Güzel yemek  yaparım. Arnavut ciğerini güzel yaparım, karnıyarık çok güzel yaparım, her türlü  yemeği yapardım. Ama siz daha güzel yapıyorsunuz yemekleri." diye konuştu.

Herpen de mutfakta stres atmayı sevdiğini ifade etti. Yıldırım da  programlarda gördüğünü, Herpen'in elinin yatkın olduğunu ifade etti.

"Yola çıkmak müzik dinlemek değil mi?" diye soran Herpen'e Başbakan  Yıldırım, "Doğru, başka türlü yol bitmez. (Erzincan'a ait 'Şu yüce dağları duman  kaplamış' adlı türkü) Bu bizim memleketin türküsüdür, bizim türkülerimiz hep  acıklıdır. Çünkü Erzincan depremlerden çok acı çeken bir ildir. Bütün türküler  umutsuzluk üzerine, acı üzerine, aşk-sevgi üzerine." yanıtını vererek bir süre  türküye eşlik etti.

Çalan türkünün kendisini çocukluk, gençlik yıllarına götürdüğünü  belirten Yıldırım, şöyle konuştu:

"Bu türkü bizi çocukluk yıllarımıza, gençlik yıllarımıza götürüyor, o  günleri yaşatıyor. Biraz çaresizliği, hayatın zorluklarını, insanın bu zorluklar  karşısında mücadele gücünün yeterli olmadığı, bunlar böyle aklımıza geliyor,  hüzünleniyoruz. Çocuklarımıza hayatın sadece güzel taraflarını değil zorluklarını  da göstermek lazım. Aksi halde bir sıkıntıyla, zorlukla karşılaştıkları zaman ona  dayanma güçleri kalmıyor. O yüzden hayatın güzel yönlerini tabii ki yaşamak lazım  ama her zaman güzel olmadığı, zaman zaman da zorluklar olabileceği düşüncesinin  çocuklukta kazanılması lazım ki onlara karşı koyabilme, yaşama azmini devam  ettirme imkanı olsun. Zaman zaman ben o yüzden çocuklarımı hep köyüme,  memleketime götürürüm, oralarda geçen günlerimizi onlara anlatırım, o çok faydalı  bir şey.

Merak ediyorlar 'Niye bizi buraya getirdi?' Burası küçücük bir yer,  30-40 tane ev var, tarlalar var, sular var, ağaçlar var. Ama biz onların  yaşındayken orası bizim için büyük bir dünyaydı ve her karışında bizim mutlaka  bir anımız var. Onları dolaştırıp şurada bak ben çift sürerdim, şurada kağnı  arabasıyla gelirken devirdik arabayı. Mesela yaşadığımız olayları, işte şurada  sığırlarımız, kuzularımız yayılırken kurt geldi, iki tanesini kaptı, çok  üzülmüştük, böyle şeyler. O günlere gidiyor insan, o günleri hatırlıyor ve o  günleri tekrar yaşama fırsatı buluyor."

Başbakan Yıldırım, insanın yaptığı işten memnun olduğu müddetçe  hayattan zevk aldığını ancak memnun değilse mutlaka bir değişiklik gerektiğini  dile getirdi.

Şu anda milletin kendilerine bu görevi, bu sorumluluğu verdiğini  aktaran Yıldırım, "Biz en iyi şeklide yerine getirmeye çalışıyoruz. Ne yapıyoruz?  Cumhurbaşkanımızın başkanlığında, liderliğinde ülkemizin kalkınması, gelişmesi  için insanlarımızın huzur ve mutluluğu için gayret gösteriyoruz." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, içinden geçtikleri tünelden bahsederek, "Bak bu  tünel de çok özeldir, 4 şeritli bir yol geçiyor içinden, Türkiye'de ilk defa 4  şerit aynı tünelden geçiyor. Normalde 3 şeritli tüneller var ama, bu 4 şeridin  birden geçtiği bir tünel, bu çok özel bir teknolojiyle imal edildi." dedi.

Aslında başbakanların, bakanların, kendileri gibi görevlerdeki  insanların hayatının çok parlak ve cazip olmadığını vurgulayan Başbakan Yıldırım,  şöyle konuştu:

"Niye? Adeta kontrollü serbestlik gibi yaşıyoruz, istediğiniz gibi  hareket edemiyorsunuz. Koruma, güvenlik, çok insan etrafınızda oluyor, normal  sade vatandaş gibi hareket etmek istiyorsunuz, edemiyorsunuz. Tabii korumalarınız  endişeleniyor bir şey olacak diye, siz de böyle etrafınızın kuşatılmış olmasından  hoşlanmıyorsunuz, insanlarla kucaklaşmak istiyorsunuz, oturup çay içmek, sohbet  etmek, dertleşmek istiyorsunuz; öyle zorluklar yaşıyoruz. Ama ben mümkün mertebe  fırsat buldukça vatandaşların arasına girmeyi tercih ediyorum."

"Cumhurbaşkanımızla Kasımpaşa'da tanıştık" 

Wilco van Herpen'in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile nasıl  tanıştıklarını sorduğu Başbakan Yıldırım, şunları anlattı:

"Cumhurbaşkanımızla Kasımpaşa'da tanıştık. Kendisi Kasımpaşalı'dır.  Ben de orta, lise eğitimimi Kasımpaşa'da yaptım. İlk tanışmamız 70'li yılların  sonunda tanıştık, Milli Selamet Partisi'nde siyaset yapıyordu gençlik kollarında  ve aynı zamanda da Camialtı Tersanesi'nde futbol oynuyordu, o vesileyle tanıştık.  Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olunca, ben de orada İDO'nun  Genel Müdürü oldum, 94-99 yılları arasında birlikte çalıştık ve orada İDO'yu  Marmara'da, boğazlarda çok büyük bir başarılı şirket haline getirdik. Ben görevi  99'da bıraktığımda İDO hızlı deniz taşımacılığında dünyanın en büyük şirketiydi."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın belediye başkanlığı süresini tamamlayamadan  cezaevine girdiğini anımsatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanımız malum görev süresini tamamlamadan cezaevine gitti.   Ben de İDO'dan ayrıldım, daha sonra serbest çalışmaya devam ettim. Sonra  Cumhurbaşkanımız 2001 yılında AK Parti'yi kurarken beni de davet etti, partinin  kurucuları arasında yer aldım. 12 yıldan fazla Ulaştırma Bakanı olarak görev  yaptım, bütün bu köprüler, yollar, havalimanları, internet, geniş bant, demir  yolları, hızlı tren o dönemde yapıldı. Türkiye'de doğudan batıya, kuzeyden güneye  çok büyük bir altyapı kalkınma hamlesini gerçekleştirdik. Daha sonra malum 2016  Mayıs'ında AK Parti'de bir görev değişimi oldu, AK Parti Genel Başkanı oldum  kongreden sonra, Sayın Cumhurbaşkanımız hükümeti kurma görevini verdi. O günden  beri de işte 65. Hükümet'te görevimizi sürdürüyoruz, Cumhurbaşkanımızla beraber  onun liderliğinde ülkemiz için, milletimiz için çalışmaya gayret ediyoruz."

"Bu görevler gelir geçer ama insanlık bakidir"

Herpen, Yıldırım'a programın anısına bir hediye verdi. Yıldırım,  hediyenin üzerindeki lale figürlerine ilişkin, "Laleler tabii Osmanlı'dan gitme  biliyorsun." dedi.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün görünmesi üzerine Yıldırım, "Şuraya  bak, muhteşem bir eser. Bu köprünün özeliğini biliyor musun? Bu dünyanın en geniş  köprüsü, 60 metre açıklığı var, 4 şerit gidiş, 4 şerit geliş, ortada da bir  gidiş-bir geliş tren yolu var. Yani tren yolu yaptığımız zaman ortayı da hızlı  tren geçecek." dedi.

Herpen, "Eminim millet bu bölümden bayıldı, yani şimdi değişik bir  Binali Yıldırım görüyorlar. O insanlar için o kadar önemli ki, çünkü resmi olarak  bir Başbakan, tamam, yani çok şey, ağır bir şey." demesi üzerine Yıldırım, "Yani  görevimiz ne olursa olsun her şeyden önce insanız. Yani bu görevler gelir geçer,  ama insanlık bakidir." ifadelerini kullandı.

Wilco van Herpen Yıldırım'a, "Ve yol bitiyor, biz artık son durağa  geldik. Ama böyle bir şeyi söylemek gerekir, saygı var, çok güzel otobüs  kullandınız ya vallahi billahi gerçekten." dedi. Yıldırım da cevaben, "Ya işte  gayret ediyoruz." diye konuştu.

Herpen'in, otobüsle vedalaşmanın zor olup olmayacağını sorduğu  Başbakan Yıldırım, "Biraz." yanıtını verdi.

Başbakan Yıldırım, program için Herpen'e teşekkür etti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Adım Adım Kanser
Adım Adım Kanser
'Macron'un Koruması' Skandalı Devlet Krizine Dönüştü
'Macron'un Koruması' Skandalı Devlet Krizine Dönüştü