evden eve nakliyat
Bugun...


Reklam
Ankara'yı Sallayacağımız Günler Yakındır

facebook-paylas
Tarih: 26-07-2017 16:33
Ankara'yı Sallayacağımız Günler Yakındır

"Ankara'yı sallayacağımız günler yakındır"

"Yeni darbeyi ulusalcılar yapabilir" yazan gazetenin ABD'deki patronu darbeden 2 gün önce bunu söylemiş...

15 Temmuz kalkışmasından hemen önce "Ankara'yı sallayacağımız günler yakındır" diyen Mücahit Ören'in sahibi olduğu Türkiye Gazetesi'nin bugün FETÖ Lideri Fetullah Gülen'in "15 Temmuz'u Atatürkçüler, ulusalcılar yapmış olabilir" sözlerine birinci sayfadan verdiği destek kamuoyunda tartışılıyor.

Geçmişte İhlas Holding'de üst düzey yönetici olarak çalışan gazeteci-yazar Sabahattin Önkibar “Takkeli Firavunlar ve Büyük Siyasi Sırlar” adlı kitabında İhlas Holding hakkında bilinmeyenleri yazmış ve İhlas Grubu'nun 1 milyon TL’lik tazminat talebiyle mahkemelik olmuştu. Mahkeme, İhlas'ın kitapla ilgili toplatma ve tazminat talebini reddetmişti...

Önkibar, kitapta İhlas Holding'e dair oldukça çarpıcı bilgilere yer vermişti...

Holdingin Fetullah Gülen'le ve ABD'nin Eski Ankara Büyükelçisi Marc Grossman vesilesiyle ABD'yle kurduğu ilişkiler detaylarıyla anlatılıyordu.

İşte Sabahattin Önkibar'ın kitabından İhlas Holding'e dair öne çıkan o bölümler:

“TAYYİP'İ GÖRMEK İSTEMİYORUM”

TGRT’de yaptığım “Alternatif” programı için İstanbul’dayım.

Tesadüfen orada bulunan patron Enver Ören’le diyalog:

– Sabahattin hoş geldin, senin bugün canlı yayının yok mu?

– Var... Programı bu akşam İstanbul’dan yapacağım.

– Konuğun kim?

– Konuğum değil konuklarım var... İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adaylarını davet ettim.

– O adamı herhalde çağırmamışsındır!

– Kimi?

– Kim olacak Tayyip denen o adamı!

– Çağırmasaydım beni ve hatta sizi hedefe oturturlardı.

– Umurumda değil, onu televizyonumda görmek istemiyorum!

– Enver Bey, biliyorsunuz o güruhu ben de sevmem ama yayıncılıkta etkili olmak istiyorsak herkesi davet etmeye mecburuz.

– Sabahattin bu iş çocuk oyuncağı değil. Huzur-u mahşerde bunun sorumluluğu var.

– Huzur-u mahşerde!.. Ne gibi?

– Bak Sabahattin, eğer bir kişi senin programında Tayyip Erdoğan’a gönlü akıp seçimde ona oy verirse, hem sen hem ben bunun hesabını veremeyiz.

– Durum o kadar mı vahim?

– Ne diyorsun, iman ile küfür mücadelesi bu!

ESKİ ABD BÜYÜKELÇİSİNE 100 BİN DOLAR MAAŞ

İhlas Finans Kurumu’nun battığı 2000 yılının sonunda Tayyip Erdoğan telefonda bana şunları söylüyor:

– Sabahattin Bey, İhlas Finans Kurumu’na faize bulaşmak istemeyen mütedeyyin garipler, yetimler para yatırdı. Enver Ören’e söyle, onların parasını ne yapıp edip hemen ödesin. Onların ahı arşı boğar. Söyle Enver Ören’e!

Araya girdim:

– Tayyip Bey, ben de sizinle aynı kanaatteyim, lakin ben burada çalışanım ve patron üzerinde etkili olamam. Lütfen siz söyleyin bunu. Ayrıca az önce istifa dilekçesini sundum, ayrılıyorum. Uzan Grubu’na geçtim.

Bu konuşmanın çok değil iki sene dört ay sonrasında Tayyip Erdoğan başbakan oldu.

Erdoğan’ın İhlas Finans konusunda takındığı tavrı AKP’nin ilk Sanayi Bakanı olan Ali Coşkun bana şöyle aktardı:

– Tayyip Bey başbakanlık koltuğuna oturduğunun sanıyorum üçüncü ayında beni çağırdı ve “Ali Abi, siz İhlas Finans’ı kuran isimsiniz. Orada feryatlar var. O konuyu siz üstünüze alın ve iyi bir temizlik yapalım,” dedi. Ben de TMSF Başkanı Ahmet Ertürk ile temasa geçerek tespitler yaptırdım. TMSF Başkanı Ertürk bana ve hatta kamuoyuna büyük bir hortumlama yani hırsızlık var diye açıklama yaptı. Tam hazırlık yapıp düğmeye basacakken Tayyip Bey “Ali Abi İhlas Finans operasyonunu durdurunuz,” dedi. “Bir sorun mu var” diye sorunca, “Yorum yok Ali Abi, İhlas Finans’a dokunulmayacak,” dedi. Israr ederek “İhlas Finans’ı kuran benim, sonra siz siyasete çağırdınız geldim. Ama benim ismim sebebiyle oraya para yatıranlar var. Mahşerde bunun hesabı bana da sorulur. Bu olayı kapatamayız,” dedim... Bu sözlerim üzerine Başbakan beni tersledi ve o günden sonra ilişkimiz koptu. Dahası, bir sonraki seçimde bakan olmama rağmen beni aday bile yapmadı.

Evet İhlas’a ve İhlas Finans olayına iki ayrı Tayyip Erdoğan tepkisi...

Erdoğan’daki bu tutum değişikliğinin perde arkası mı?

O henüz sır, ancak tam da o günlerde ABD’nin Ankara Büyükelçisinin fiilen batık olan İhlas Holding’i ziyaret ettiği gazete ve televizyonlara haber oldu. İlaveten çok geçmedi, bir önceki ABD Ankara Büyükelçisi Marc Grossman’ın ayda 100.000 dolar maaşla İhlas’a danışman atandığı borsaya bildirildi ve bu da gazetelere geçti.

"ONLAR BENİM CARİYEM"

Tekrar İhlas’a dönersek, ameliyat sonrası iyileşmemle beraber zaten gönlümden çıkardığım TGRT ile Türkiye gazetesinden istifa ettim ki o kurumda dilekçe vererek ayrılan ilk isim bendim.

İstifam sonrasında veda etmek için Enver Bey’in Sarı-yer’deki evine gittim.

Ve tam üç saat ben konuştum o dinledi.

Burada yazamayacağım her şeyi ama her şeyi yüzüne söyledim ve tövbe et dedim.

Enver Bey hiç unutmam “Benim için anlatılan pek çok şey yalan, inanma” deyince şahit olduğum birkaç hadiseyi kendisine aktardım; bir tanesini burada nakledeyim.

Bir gün yine TV programı için Ankara’dan İstanbul’a giderken uçakta hemşerim olan Nurol Holding’in patronu Oğuz Çarmıklı ile karşılaştım.

Oğuz Bey hayrola deyince “Program için gidiyorum” dedim.

Program sonrası buluşalım diye ısrar edince tamam dedim ve o gece İstanbul’un barlarına yelken açtık.

Güzel bir barda kamuoyunda tanınan ünlü hanımlarla sohbet ederken Oğuz Bey beni “TGRT”den diye tanıtınca bir tanesi “Enver Abi, Enver Abi, onu özledim” demeye başladı. Bunu söyleyen hanıma, “Enver Bey’i nereden tanıyorsun?” deyince ünlü üç isim birden kıkırdamaya başladılar. Dahası bir tanesi, “Ayol biz TGRT toplantılarını Enver Abi ile buralarda yani barlarda yapardık” demez mi!..

Tersleyince, “İnanmıyorsun ama ben şimdi bile onunla konuşurum,” dedi.

“Gecenin saat üçünde Enver Bey seninle mi konuşacak. Hadi oradan!” dedim.

“Ayol adam gece uyumuyor” diyen sarışın, telefonunun tuşlarına bastı ve şunları söyledi:

“Uyandırdım mı yoksa sizi?”

Ve telefonu kulağıma dayadı.

Evet telefondaki Enver Ören’di ve sesin ona ait olduğunu yıllardır telefonla onunla en çok konuşanlardan biri olarak en iyi ben bilirdim.

(...)

Enver Ören çok zeki bir insandı. Öyle olmasa zaten biyoloji öğretmenliğinden oralara tırmanamazdı.

Namazını ihmal etmez ama TGRT ve Holding’de önüne gelen bütün güzel hanımlara sarılırdı; bir gün şakaya vurarak sordum:

– Enver Abi haram diye kadının elini sıkmıyorsunuz, evinizde harem-selamlık var ama maşallah önünüze çıkan bütün güzel hanımları kucaklıyorsunuz.

Cevap:

– Sabahattin, Holding’deki hanımlar benim için cariye hükmündedir.

“Nasıl” diye sorunca devam etti:

– İaşesini sağladığın hanım sana dinen haram sayılmaz.

– Peki nikâh o zaman niye var? Bas parayı ya da ver maaşı oldu bitti mi yani?

– Cariye diyorum. Eş demiyorum. Cariyelerde nikâh aranmaz.

– Peki cariye olmak için gayri müslim olmak gerekmiyor mu?

– O da var ama esas olan nafakasını sağlamaktır.

– Enver Abi bunu bir yerde söylemeyin. Hem siz hem İslam zarar görür.

TÜRKİYE'NİN EN ZENGİN GAZETECİSİ EROL ELİBOL

Türkiye Gazetesi'nin bugün manşetinde yer alan "Yeni darbeyi ulusalcılar yapabilir" başlıklı haberde imzası bulunan Erol Elibol'u ise 2009'da yine Sabahattin Önkibar anlatmıştı...

Aslen, emekli bir binbaşı olan Elibol, TGRT, Türkiye Gazetesi, İHA gibi kurumları içinde barındıran İhlas Medya Grubu’nun Ankara Temsilciliği görevini yürüttü. 

Önkibar, Elibol hakkında şunları gündeme getirmişti:

- Bu eski subay emeklisine çalıştığı kurumda da farklı gözle bakılıyor. Adam bazılarına göre istihbaratçı. Bazılarına göre de gerçekte AKP’nin sadık mutemedi ve militanı, ama askeri de idare ediyor. Çalıştığı gazetede yazdığı yazılara bakıyoruz katıksız AKP yandaşı

- Subay emeklisi bu sonradan olma gazeteci bugün dünya üzerindeki en zengin medya çalışanıdır.

- Anlatılanlara göre adam subayken borcu sebebiyle maaşına haciz bile konmaya tevessül edilmiş, yani bugün Karun gibi olan bu sözde gazeteci dün Harun’dan bile beter sefil ve fukara imiş!

- Peki, bu korkunç servet nereden mi geldi ve hâlâ gelmeye devam ediyor?

Kamudan aldığı tezgâhlanmış işlerden! Adam güya fiili olarak hem gazetecilik yapıyor hem de  devletten onlarca trilyonluk işler bitiriyor ki bunu gizli saklı değil, resmen yapıyor.

- İhlas’a temsilci olduktan sonra bu kurumdan maaş almadığınız doğru mudur? Bu yönde insanlara beyanlarınız oldu mu? Maaş almıyor iseniz, neyin karşılığında orada çalışıyorsunuz?

- Park Vadi ve Batıkent’te kamudan aldığınız devasa arsalar var mı? Bunları hangi şartlarda aldınız? İhale yapılmış mıdır? Bu arsalara binleri aşan lüks konut ve lüks villalar yaptığınız doğru mudur? Bu iki proje bedeli toplamının 260 trilyonun üstünde olduğu doğru mudur?

- Bunlara ilave olarak İzmir’de olimpik yüzme havuzu ve benzer bazı kamu üst yapı projelerini yaptığınız doğru mudur? Yaptı iseniz bunlar hangileridir?

- Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda bedava dağıttığı ders kitapları ihalesine girdiğiniz doğru mudur? Doğruysa o ihale bedeli ne kadardır?

- Kamuya ait Ankara’nın çok önemli arsa ve arazilerini  kat karşılığı alıp inşaat yaptığınız doğru mudur?

İHLAS HOLDİNG CEO’SU FETÖ’DEN TUTUKLANMIŞTI

Sabahattin Önkibar Kasım ayında Aydınlık'taki köşesinde, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mücahit Ören’in 15 Temmuz darbe girişiminden 2 gün önce “Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın” diye mesaj gönderdiğini iddia etmişti.

Sabahattin Önkibar, yazısında İhlas Holding’teki Amerikalılara dikkat çekerek “Mark Grossman kim? ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve CIA’nın Ortadoğu masası şefi. Emeklilik sonrasında İhlas Holding’de ayda 150 bin dolar maaş ile yöneticilik yaptı”dedi.

“Thomas Bonifield ise İhlas Haber Ajansı'nın birkaç hafta öncesine kadar genel müdürüydü ve bu göreve Mark Grossman’ın tavsiyesi ile gelmişti” diyen Önkibar şöyle devam etti:

“15 Temmuz FETÖ darbesinden sonra Mücahit Ören bu Thomas’ı apar topar işten çıkardı ki bu kovmada devletin devreye girdiği dillerde. Bir diğer isim İhlas Holding’in halen FETÖ mensubu olmaktan hapiste olan CEO’su Cahit Paksoy ve onu tavsiye eden yine Mark Grossman.”

“ANKARA'YI AYAĞA KALDIRACAĞIMIZ GÜN ÇOK YAKIN”

Sabahattin Önkibar, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Mücahit Ören’in ABD’de bulunduğuna dikkat çekerek şunları yazmıştı:

Tarih 13 Temmuz 2016. ABD’den holdinginin işlerini takip etmektedir. Türksat için malum bütün televizyonlardan teminat mektubu istenir ve TGRT’de o teminatı gönderir fakat gönderilen teminat eksik yani yetersizdir... Konu Mücahit Ören’e aktarılır ve Ören bu talebe ABD’den e-mail ile aynen şu karşılığı verir:

- ‘Kesin söylüyorum bir kuruş ilave teminat vermeyeceğim... Önce kapatırım TGRT’yi, ancak Ankara’yı ayağa kaldıracağımız gün çok yakın... Bankalar ile konuşmayın...”

“Mark Grossman’ın can dostu Mücahit Ören 13 Temmuz’da yani FETÖ darbesine iki gün kala üstelik ABD’de bulunuyor iken durduk yerde niye Ankara’yı ayağa kaldıracaklarından söz ediyor?” diye soran Önkibar yazısını şöyle sonlandırdı:

“MİT ve emniyet istihbarat, 13 Temmuz 2016 günü ABD saati ile 10.05’te Mücahit Ören (a.m.oren@ıhlas.com.tr) tarafından Batuhan Yaşar’a (batuhanyasar@tgrthaber.com.tr) gönderilen bu e-mail mesajına pekala ulaşıp sorgulayabilir ki, o mesajın çıktısı İhlas’ın içinden bana gönderildi... Evet asla suçlama yapmaksızın soruyorum, bu mesaj ne anlama geliyor ve devlet bu konuyu araştıracak mı?”

referanslar




Kaynak: ajanslar

Editör: aksoy



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
SON YORUMLANAN HABERLER
SON HABER YORUMLARI
YUKARI